top of page

SÜRECİ ALINMIŞ “YARATIM”

  • 26 Şub
  • 2 dakikada okunur

(bu metin yapay zekayla yazılmamıştır)


İnsanın en aşkın hallerinin başında yaratıcılık gelir. Kendini anlamak, anlatmak, ölüme meydan okumak, ruhsal içeriği organize etmek için insan yaratım süreci içinde bulur kendini. Yaratmak bazen cesarettir bazen bir ihtiyaç. Burada çıktı kadar önemli olan bir ayak da süreçtir. Süreç vurgusu önemli, çünkü yaratım bir süreçtir ve çoğu zaman asıl şifa oradadır. Çok klişe ifadeyle “önemli olan bazen varacağın yer değil, yolculuktur.”

Son zamanlarda günlük hayatımıza etki eden müthiş asistanlarımız her işimizi kolaylaştırıyor. Evet, bunun için onlara minnettarız.  Artık uzun metinler yazarken çok daha pratik, bir sorunu çözerken çok daha hızlı, bir sunum hazırlarken çok daha kolay bir şekilde halledebiliyoruz. Çağın zeitgeisti hızlı, kolay, ulaşılabilir, konforlu, doğrudan gibi ifadelerle dolu oldu.  Yani “süreç” artık yok hükmüne doğru yol alıyor.

Gereksiz hantallıktan kurtuluşu kutlamakla birlikte süreçlerin bir insanın ruhsal yapısı için kıymetinin farkında olmak önem taşıyor. Burada yaratım, üretim, doğum, gelişmek gibi fiiller akla gelebilir. Her biri belli bir zaman gerektirirken artık bir anda oluveriyor. Bir anda bir görsel, bir metin, bir şarkı üretilebiliyor.  Sonuçta bir çıktı var, belki oldukça da komplike bir ürün, ancak bunda insanın payı giderek azalıyor.

İnsan yaratım sürecinde giderek edilgenleşiyor gibi görünüyor. Önceden kalem, fırça, boya, flüt, gitar, davul gibi araçlarla yapılanlar zaman alırken bir yandan da ruhun spontanitesini geliştirir, yaratıcılığa alan açardı. Değişen araçlarla birlikte yaratıcılığın alanı daraldı, spontanite insandan makinaya geçiş yaptı. Artık bir prompt giriliyor ve beste hazır oluyor.

Yaratıcı edimin gerektirdiği süreci sadece zamansal bir bağlamda ele almak eksik kalır. Öyle ki bu zaman, insanın kendi içinde bir yolculukla ruhsal içeriklerine yaklaşmasını sağlar. Yeri gelir zorlanır, bazen durur bekler, sonra yeni bir heyecanla yeniden devam eder.  Kendini görür, fark eder ve anlar. Tüm bunlar belli psişik işlemlerle gerçekleşir.

Eğer yaratımın süreç kısmı denklemden düşer ve insan burada böylesi bir aktifliğini kaybederse sürecin getirileri kaybolmaya başlar. Üretim vardır, bir temsil vardır ama makinanın yaratıcılığının çıktısıdır. Bir noktadan sonra psişik fonksiyonlar da kabalaşmaya ve eksilmeye başlar. Kendi ruhsal malzemesini temsile dönüştürmekten uzaklaşmak kişinin kendini terk etmesine doğru bir adımdır.

Ruhsal yapının öz dinamizmi böylesi dejenere olurken insanın günlük yaşamına akseden bir tarafı kaçınılmazdır. İçsel bir tatminsizlik, hoşnutsuzluk, eksiklik hali bazen kişinin öz farkındalığına takılır ifade edilebilir olur bazen de fark edilmeden büyür. Bu huzursuzluktan çıkışın yolu olarak kişi süreçten arınık faaliyetlere yöneldikçe de kısır döngü beslenir. Çıkış, yaratcılığına, spontanitesine, kendini anlamlandırma süreçlerine geri dönmesiyle mümkündür.

İnsanın içinde yükselen huzursuzluğun tanımlanmaya olan ihtiyacı ancak insanın kendisi tarafından giderilebilir. Lakin süreci alınmış yaratım, ruhun uzuvlarının kullanılmasını köreltir. Ve yaratımın işlevi eksik kaldığı gibi bir yandan da kişi artık tökezleyen bir ruhsal yapıya sahip olur.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page