top of page

Aşk Üzerine Kısa Bir Not

  • 26 Oca
  • 2 dakikada okunur

Aşk geldiğinde çoğu insan durup düşünmez.

Olur.

Bir an vardır; bedende hafif bir hareket, zihinde küçük bir kayma, dünyada fark edilmesi güç bir yer değişimi. Yaşandığı anda tam olarak kavranmaz; çoğu zaman ancak geriye dönüp bakıldığında anlam kazanır.


Âşık olma hâli kendini belli eder. Heyecan, neşe, bitmeyen bir enerji… Yorulmamak, uyumamak, acıkmamak, kelimelerin art arda gelmesi. Hayatın geri kalanı bir süreliğine geri çekilir; dünya daha geçirgen, zaman daha esnek hissedilir.


Dünyada pek çok şey değişir ama âşık olmak kalır. İnsanın en pür, en filtresiz hâllerinden biridir bu. Kendini canlı, açık ve temas hâlinde hissettiği nadir anlardan biri. Şarkılar, şiirler, imgeler buradan doğar; yaratıcı olan ne varsa bu hâlden beslenir.


Âşık olmak, iradenin yerini usulca başka bir şeye bıraktığı nadir durumlardan biridir. Ne zaman olacağına, kime olacağına ya da nasıl ilerleyeceğine dair net bir sözümüz yoktur. Bir bakış, bir ses tonu, kısa bir gülümseme… Tanıdık bir his ve içimizde başlayan o kıpırtı.


Âşık olmak bir karar değil, bir karşılaşmadır; iç dünyamızın, geçmişimizin ve bedenimizin başka bir insanla aynı anda birbirine değdiği bir an.


Aşk belki de doğrudan karşımızdaki kişiye yönelmez. Bazen bir yüz, bir ses, bir beden yalnızca aracıdır. Asıl temas, bir duyguya, bir hâle, eski ve tanıdık bir noktaya olur.


“Ben ona âşık oldum” deriz. Oysa yakından bakıldığında, bir gülümsemeye, bir kahkahaya, küçük bir jest ya da mimiklere doğru kaydığımız fark edilir. Bazen saçtaki tek bir tutam bile yeterlidir. Aşk çoğu zaman büyük anlatılardan değil, küçük ayrıntılardan başlar.


Bütün bunlar şunu fısıldar: Aşk çoğu zaman bir kişiye değil, bir duyumsamaya tutulur. İçimizde bir yer, dışarıdaki küçük bir ayrıntıyla temas eder. O temas büyür, genişler, genellenir ve adı konur. Bu yüzden aşk bu kadar yoğun, bu kadar kapsayıcı hissedilir; çünkü bir başkasından çok, kendimizle ilgili bir şeyi harekete geçirir.


Âşık olduğumuzda sanki içimizde uzun süredir bekleyen bir parça nihayet sahneye çıkar.

Belki de aşk, bize yeni bir şey vermekten çok, zaten var olan bir şeyi hatırlatır. Unuttuğumuz bir canlılığı, temas edebilme kapasitemizi, bir başkasına doğru eğilebilme hâlimizi. Ve tam da bu yüzden geçici olsa bile iz bırakır.

Aşk gelip geçer mi bilinmez.Ama insanda açtığı yer, çoğu zaman kalır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page